çevirdik çevirmedik kalmasın
Stop! You Can’t Afford It
Yazar: Sharon Begley, Jean Chatzky
Türkçesi: İrem Karaçizmeli
Pek çok üniversite gibi St. Louis’teki Washington Üniversitesi de fakültesi öğrencilerine parasız okuma imkanı sunuyor. Üniversitenin psikoloji bölümünde eğitim görevlisi olan Leonard Green bu okulu seçsin diye kızını ikna etmek için elinden gelen her şeyi yaptı: Akademik olanaklarını methetti, sosyal atmosferini övdü, aktivitelerinden şevkle bahsetti ve Washington’ı seçmesi halinde ona lisans eğitiminin her senesinde 20.000 dolar, mezun olunca da artı 20.000 dolar ile toplamda 100.000 dolar vereceğine dair söz verdi.
Ancak Hannah, New York Üniversitesi’ni seçti.
Birçoğu için bu durum sadece bir öngörüsüzlük vakası ve yarının isteklerine (para, yuva) karşı bugünün isteklerini (heyecan verici bir şehir, bağımsızlık) temel alan bir karar olarak görünebilir. Gerçekten de biriktirmek yerine harcamayı seçmek son derece insancıl ve kimilerinin deyimiyle çok “Amerikan” olarak nitelendirilebilecek tuhaf bir davranışı yansıtıyor: Gelecekteki kazançlara kıyasla çabuk doyumu seçmek. Bir başka deyişle, yarın için rahat bir yaşam hayal etmek yerine, bugün bir çift yeni ayakkabı, bir Karayip tatili ya da bir iPhone 4S almaktan daha büyük bir haz duyuyoruz. Her türlü cevaba internet üzerinden saniyeler içinde ulaşabilip, geceleyin kapımıza kadar kahve getirtebilmemizi ve sipariş ile film izleyebilmemizi sağlayan anında erişim kültürünü de listeye ekleyin. Tam olarak bir sonraki nesle doyumu ertelemeyi öğrettiğimiz söylenemez.
“Bizler için anın zevki sonranın zevkinden daha değerli,” diyor ekonomist William Dickens. “Şu an tüketmeyi gelecekte tüketmeye fazlasıyla tercih ediyoruz. Bu devrelerimize işlenmiş bile olabilir.”
Beyinbilimciler alışveriş merkezinde geçirilen bir öğle vaktinde davranış nörolojisini araştırırken, tasarruf yapanlar ile aldırış etmeden para harcayanların beyinleri arasında ciddi farklılıklar keşfetti. Bu farklılıkların özellikle de beynin sonuçları tahmin eden, ödüllendirme hissini işleyen, motivasyonu teşvik eden ve hafızayı kontrol eden bölgelerinde olduğu ortaya çıktı.
Aslında nörobilimciler beynin biriktirme ve harcama devrelerinin öyle kesin bir haritasını çıkarıyorlar ki kimilerinde para biriktirme dürtüsünü artırıp harcamanın önüne geçebiliyorlar (Tabii laboratuar ortamında; henüz kasada değil.). Sonuç: İnsanların seçimleri körkütük bir sarhoş gibi harcamaktan Buhran zamanını görmüş çocuk gibi biriktirmeye kadar önemli ölçüde değişkenlik gösteriyor. En hayati kararlarımızdan birkaçının sorumlusu bu belirsiz problem, en sonunda sırlarını ortalığa dökmeye başladı. Ona “para beyni” diyebilirsiniz.
Bu esnada psikologlar ve davranışsal ekonomistler, tasarrufçuları savurganlardan ayıran kişilik tiplerini ve diğer özellikleri tanımlamaya başladılar. Fakat bu yolla, iyi tasarrufçu olmayanlar ne aptal ne de mantıksız gösteriliyor. Onların yalnızca para biriktirmemenin sonuçlarını tam olarak öngöremedikleri ortaya konuyor.
Gelecek mükâfatlardan zevk duymak için beyin kablolarını yeniden bağlayın, şimdi gerçekten de arzuladığınız geleceğe giden yoldasınız.
Gelecek mükâfatlardan zevk duymak için beyin kablolarını yeniden bağlayın, şimdi gerçekten de arzuladığınız geleceğe giden yoldasınız.
Araştırmacılar, insanlar doyumu erteleyip ertelememeyi gözden geçirirken onların beyin aktivitelerini ölçmek için deneklerini işlevsel manyetik rezonans görüntüleme makinelerine (fMRI) kaydırdılar. Bilimciler ise aktiviteyi iki bölgede tespit etti: Beynin derinliklerindeki ventral striatumda ve alnın arkasındaki orta prefrontal kortekste. Bugün ya da bir sonraki hafta 100 dolar alma seçenekleri sunulan bir insanda bu bölgelerdeki aktivite, parayı bir sonraki hafta alma seçeneği gözden geçirildiğinde düşüşe geçmiştir. Ödeme sonraki bir tarihe ertelendikçe daha da azalmıştır. İşte bu kişiler doyumu arayan “anında-harca”cılar ve “yarın-kimin-umrunda”cılar. Diğer grubun ise parayı bugün mü yoksa ilerde mi alacağını düşünürken ventral stiatum ve orta prefrontal korteks aktiviteleri aynı kalmış ve her iki şekilde de mutlu oldukları ortaya çıkmıştır.
Daha fazla para biriktirmek isteyen ancak bunu yapabileceği meçhul olan herhangi biri için şu soru doğuyor: Ventral striatumumu ve orta prefrontal korteksimi bugünkülere olduğu kadar gelecekteki mükâfatlar için de nasıl heyecanlandırabilirim?
Bu soruyu bilimciler aktif bir şekilde incelemeye koyuldu. 1960’lı yılların sonunda, sevilen adıyla ‘marşmelov deneyi’ olarak da bilinen klasik bir araştırmada, psikolog Walter Mischel’in öncülüğünde Stanford Üniversitesi bilimcileri 4 yaşındaki bir grup çocuğa birer marşmelov şekerlemeleri önerdi ve onları davetkarca önlerine bıraktı. Pürüz: Eğer çocuklar marşmelovu yemek için odadan çıkan deneycinin birkaç dakika içinde geri dönmesini beklerse iki marşmelov alabilecekti. On yılı aşkın bir zaman sonra, ikinci marşmelovu alan çocuklar dürtü kontrolü ve “duygusal zekanın” diğer boyutlarının akademik performansla bağlantılı olduğu düşüncesini kanıtladılar ve üniversite sınavında çok daha yüksek puanlar aldılar. Çabuk doyum arayanlara oranla obezite, yasadışı madde bağımlılığı ve boşanma gibi durumlara rastlama ihtimali onlarda büyük oranda düştü.
Başka araştırmalar da emekliliğimiz için tasarruf etmek adına doyumu bugünlük ertelemeyi isteme hususunda prefrontal korteksin oynadığı önemli görevi ortaya koydu. Özellikle dorsolateral PFC, ortabeynin “Şimdi istiyorum.” bağlantılarına “Rahatla” sinyalleri yolluyor.
New York Üniversitesi akademisyeni Glincher insanların “fevri” olduğunu söylüyor. “Yani ciddi bir şekilde doyumu tercih ediyorlar. Ama bunu yapay yollarla etkinleştirirseniz insanlar memnuniyetle yarın için tasarruf ederler.”
New York Üniversitesi akademisyeni Glincher insanların “fevri” olduğunu söylüyor. “Yani ciddi bir şekilde doyumu tercih ediyorlar. Ama bunu yapay yollarla etkinleştirirseniz insanlar memnuniyetle yarın için tasarruf ederler.”
İnfazif (dokulara yayılma eğilimli) olmayan transkranyal manyetik stimilasyonu (TMS) adıyla da anılan “zaplama” teknolojisi şu sıralar New York ve Columbia Üniversitelerinde araştırılıyor. Bu teknoloji beynin hedeflenen bölgelerinde zayıf bir elektrik akımını tetikleyerek işliyor. Bu, bilimcilere insanların beyinlerinde belirli görevlerden sorumlu olan bölgelerin yerini tam olarak saptamalarına imkân yaratıyor. Başka bir deyişle eğer bir bölgeyi zaplamak o bölgeyi etkisiz hale getiriyorsa bir insanın artık yapamayacağını hissettiği her şeyin çok büyük olasılıkla aynı bölge tarafından kontrol edildiği anlamına geliyor.
Şu ana kadar hiçbir araştırmacı aletlerini bir alışveriş merkezine götürüp birikimlerine tek bir dolar katkı sağlayamamışken güneş gözlüklerine 300 dolar, tişörtlere 150 dolar sayan insanlara yöneltmedi ama bu zan hiç de mantıkdışı değil. TMS başarılı bir şekilde kronik ağrıları, majör depresyonu, tinitusu ve bazı şizofreni belirtilerini tedavi etmede kullanılıyor ve her bir vakada, olayın temelinde yatan beynin belirli devrelerindeki aktiviteleri hızlandırılarak ya da engelleyerek gerçekleştiriliyor.
Zaplama yöntemi Dorsolateral PFC’yi hızlandırma amacı hususunda kitlesel kullanıma henüz hazır olunmadığından bilimciler tasarruf yeteneğine sahip olan bir para beyni geliştirmek için daha pratik yollar aramaya başladı. Yapılan bir araştırma, etkili bir kısa süreli hafızaya sahip olmanın kendinizi geleceğe yansıtabilmek ve gelecek için planlar yapabilmekle bağlantılı olduğunu ortaya koydu, ki bu faktörlerler tasarrufun da önkoşuludur. Bu durum kısmen bir hedefe ulaşmanın onu akılda tutmayı gerektirdiğinden kaynaklanıyor. Beyin taramaları da bu tezi destekliyor: Dorsolateral PFC ikisinden de sorumlu. Yakın zamanda yapılan bir araştırmada psikolog Warren Bickel bir grup insana hafıza geliştirici teknikler uygulattırdı ve onların aynı zamanda “uzun dönemli ufuklarını” geliştirdiklerini ortaya çıkardı. Bu da geleceğe daha fazla değer vermeye başladıkları anlamına geliyordu. “İnsanların gelip geçici ufuklarını değiştirmeyi çözümleme konusunda henüz işin başındayız,” diyor Bickel. “Yine de ilk veriler oldukça teşvik edici.”
Bu marşmelov deneyi çocuklarından bazılarının başarılarını akıllara getiriyor. Gerçi aynı kategoride kalmış çocuklar (doyumu ertelemede hem çocukken hem de yetişkinken iyi, ya da ikisinde de kötü) medyanın ilgisinden payını aldı. Ancak Mischel, 4 yaşında marşmelovları mideye indiren çocuklardan kimilerinin erişkinliklerinde çabuk doyumun cazibesine dayanıklık göstermeyi başarabildiğine de dikkat çekiyor. “Doyumu erteleyememek hayatımız boyunca yakamıza yapışacak bir şey değil.”
“Eğer kısa dönemli ufuklarla sarılmış bir çevrede büyürseniz tabii ki arzularınızı elinizden geldiğince çabuk doyuma ulaştırmak istersiniz.” diyor Virginia Tech’den Bickel. “Ama size dürtülerinizi kontrol etmek öğretilmişse neden acele edesiniz? Çabuk doyum eğlencelidir ve bugün bize teknolojinin öğrettiği de tam olarak budur.”
Hayatın bizlere öğrettikleri ise bambaşka bir konu… Mezun olduktan 5 sene sonra Hannah Green, New York Üniversitesi’ni çok sevse de onun yerine babasının önerdiği 100.000 doları kabul etmiş olması gerektiğini itiraf ediyor.