4 Haziran 2012 Pazartesi

Film Çevirisinin Gücü: Küreselleşme Çağında Film Çevirisi

bi’ işler çevirdik


The Power of Film Translation
Yazar: Agnieszka Szarkowska
Türkçesi: Begüm Kaçar

“Küresel olarak, devir kitle iletişim araçlarının, multimedya deneyimlerinin ve seyircilerin en son metni, filmi, şarkıyı ya da kitabı kültürler arasında eş zamanlı olarak paylaşma hakkını talep ettikleri bir dünyanın devridir.” (Bassnett’in Alvarez alıntısı 1996:1) Bu yüzden daha çok, Amerika yapımlarına büyük bir talep bulunmakta ve buna karşılık olarak da piyasa bunlarla dolup taşmaktadır.


Çevirideki güç konusu, daha çok çağdaş sinemayla ilgili ve ona uygun gibi görünmektedir. Yakın zamanda pek çok çeviribilimcinin onaylamış olduğu gibi çeviri, kelimeler arasında değil kültürler arasında gerçekleşir. Metin, “dilin soyutlanmış numunesi” değil, “dünyanın ayrılmaz bir parçası” olarak algılanır. (Snell- Homby 1998:43). Sonuç olarak, çeviri süreci kültürler arası transfer olarak görülmektedir ki bu da kaynak ve erek kültürün sahip olduğu prestij ve karşılıklı ilişkiler ile belirlenmektedir.


İngilizce konuşulan ülkeler ve özellikle de ABD avantajlı konumdadır ve bugünün film endüstrisinde ipleri elinde bulundurmaktadır: “Küreselleşme genel olarak tek yönlü İngilizleştirmeyle ve İngilizce dilinin ve Anglo-Amerikan kültürün diğer dil ve kültürler üzerindeki baskınlığıyla eş anlamlıdır.” (Cronin 1996:197). Amerika’nın baskınlığını ve diğer kültürler hakkındaki dar görüşlülüğünü kanıtlayan bir nokta da, her yıl Akademi Ödülleri tarafından verilen “Oskarlar”dır. Bu kurum, pek çok kategori arasında sadece tek bir en iyi “yabancı film” ödülünün olduğu ve “ ’yabancı’ kelimesinin İngilizce olmayan herhangi bir şey anlamına geldiği, küresel ünü amaçlayan bir kurumdur.”(Mera 1999:79)

Fakat çeviri modunun seçimine karar veren tek şey para değildir. Çeviri stratejisi daha çok erek kültürün kaynak kültüre göre tutumuna bağlıdır ve seçilen modu belirleyenin siyasi faktörler oluşu da az rastlanan bir şey değildir. Bütün olarak bakıldığında, Batı Avrupa ülkeleri Amerika yapımlarına açık şekilde karşı çıkmamaktadır. Bunun tersine, Arap ülkelerinde rakibin (Amerikalı) norm ve alışkanlıklarını benimsemeye karşı güçlü bir direnç bulunmaktadır. Hollywood’un aksine, Hint sinemacılığı Bolly- Wood adı altında gelişmiştir ve şu anda güçlü Amerikan karşıtı tutumları olan diğer ülkelerde olduğu gibi kendi bölgesinde de gelişmektedir. Bazı uzmanların ileri sürdükleri gibi “küreselleşme sadece Amerikalılaştırma kelimesinin diğer bir kullanımı değildir ve Hint eğlence endüstrisi de son zamanlarda bunu kanıtlamıştır.” (Power&Mazumdar 2000:52). Buna ek olarak, Orta Doğu’da Amerikan karşıtı olmak, Bollywood’un lehine işlemektedir. “İzleyiciyi çeken, Hint filmlerinin Amerikalı olmayan kalitesidir” (a.g.e.: 56). Doğal olarak da pek çok kişi muhtemelen onlara daha aşina olan konulardaki bir filmi seçecektir.


Sonuç olarak, filmlerin çevrilmesi sadece dilsel bir problem değil, daha çok “kaynak filmler tarafından yapılan talepler ile değil ya da sadece onlarla değil de, büyük ölçüde alıcı kültürün işlevsel gereksinimlerine şartlanmış” bir faaliyettir (Delabastita 1990).

Film Çevirilerinin Türleri

Film çevirisinin iki ana türü vardır: Dublaj ve altyazı. Her biri orijinal metne farklı bir açıdan yaklaşmaktadır.

Dublaj kaynak metni büyük ölçüde değişime uğratan, bu sebeple de kültürleme aracılığıyla erek izleyiciye daha tanıdık hale getiren bir yöntem olarak bilinmektedir. Bu metod “yabancı diyalogun, filmdeki oyuncunun ağız ve hareketlerine uyarlandığı” bir metoddur (Dries 1995:9, Shuttleworth ve Cowie 1997:45) ve amacı izleyiciyi, aslında erek dili konuşan oyuncuları dinliyormuş gibi hissettirmektir. Diğer bir taraftan altyazı, yani konuşulan kaynak dil diyaloğunu, senkronize edilmiş yazılar şeklinde genellikle ekranın en altında olacak biçimde erek dile aktarmak, kaynak metni mümkün olduğunca en az şekilde değiştiren ve erek izleyicinin yabancılığı yaşamasına ve bu yabancılığının her daim farkında olmasına imkan veren bir çeviri şeklidir.

Ülkelerin Benimsedikleri Çeviri Modlarına Göre Sınıflandırılması

Kullandıkları ekran çevirisi türlerine göre ülkelerin sınıflandırılmasına bakacak olursak, Routledge Çeviribilim Ansiklopedisi’nde (1997:244) ülkelerin dört gruba ayrıldığı görülmektedir. İlk olarak, kaynak dil ülkeleri vardır ve bunlar çağdaş dünyada ABD ya da Birleşik Krallık gibi dışarıdan çok az film alan, İngilizce konuşan ülkelerdir. Yabancı filmlere, dublaj yerine daha çok altyazı uygulanmaktadır. İngiltere’de, film çevirisi, dışarıdan gelen filmlerin büyük çoğunluğu Amerika yapımı olduğu ve çeviriye ihtiyaç duyulmadığı için çok da önemli bir konu gibi görülmemektedir.

İkinci grup, dublaj yapan ülkeler grubudur ve bu grup daha çok Avrupa’nın hem içinde hem de dışındaki Fransızca, İtalyanca, Almanca ve İspanyolca konuşan ülkeleri kapsamaktadır (Bazen bu gruba FIGS denir). Bu ülkelerde filmlerin ezici bir çoğunluğu dublaj işleminden geçer. Bunun en büyük sebebi tarihsel nedenlerdir çünkü “1930larda dublaj, dünyanın büyük piyasaya sahip dil topluluklarında tercih edilen film çevirisi modu olmuştur.” (Gottlieb 1997:310).

Üçüncü grup ise, altyazı kullanan ülkelerdir. Dışarıdan alınan filmlerin yüzdesi yüksektir ve bu yüzden çeviriye büyük ve sürekli bir ihtiyaç vardır. Hollanda, Norveç, İsveç, Danimarka, Yunanistan, Slovenya, Hırvatistan, Portekiz ve bazı Avrupa dışındaki ülkelerde, altyazı dublaja tercih edilmektedir. Büyük toplulukların iki dil konuştuğu Belçika ya da Finlandiya gibi ülkelerde ise filmlerde çift altyazı sunulmaktadır.

Routhledge Ansiklopedisi’ne göre, son grup, dış ses kullanan ülkeleri içermektedir, bu ülkeler çoğunlukla dublaj maliyetini karşılayamayan Rusya ve Polonya gibi ülkelerdir.

Fakat böyle bir gruplama, sinema ve televizyon arasında bir ayrım yapmadığı için, durumu basite indirgemiş gibi gözükmektedir. Örneğin, Polonya bir dış ses ülkesi olarak listelenmiştir ama çocuklar için dublajlanmış bazı yapımların dışında çoğunlukla sinemalarda altyazı yöntemini kullanmaktadır. Buna ek olarak, Doğu Avrupa’daki dil transferi hakkındaki makalesinde Dries, Doğu ve Batı Avrupa’nın farklı modellerini özellikle de Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Bulgaristan ve Macaristan’daki yüksek maliyete rağmen, şaşırtıcı şekilde dublaj yönteminin seçiliyor oluşunu vurgulamaktadır. Bütün olarak bakıldığında, özellikle Batı Avrupa ülkelerinde, dublaj daha çok, yüksek gişe hasılatı beklentisi olan daha büyük ve daha zengin ülkelerde tercih edilirken; altyazı, seyircileri daha sınırlı piyasaları kapsayan daha küçük ülkelerde tercih edilmektedir.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder